24 Ekim 2016

High Tech Teknolojisi hakkında İbrahim Yılmaz ile röportaj

Green Q firmasında, yüksek teknolojik seralarla ilgili 4 yıldır çalışıyor. Azerbaycan, Gürcistan, Rusya, Türkiye ve Ortadoğu ülkelerine bakıyor, kokopit, rockwool gibi materyallerle ağırlıkla salkım domates yetiştiriciliği ile ilgili, iklimlendirme stratejileri, gübreleme, satış, paketleme gibi konularda müşterilerine danışmanlık hizmeti veriyor.


Türkiye’deki High - Tech Teknolojisi ne durumda ve geleceğini nasıl görüyorsunuz ?

Türkiye’de ilk HT teknolojisi 1997-1998 senelerinde başlamıştır. O zamanlarda ülkemize giren teknoloji maalesef aynı şekilde devam ediyor. Maalesef dememin sebebi dünyada, özellikle Hollanda ve Amerika gibi ülkelerde yapay ışık, led ışık kullanımı, bilgisayarlı otomasyon sistemi sürekli modernize ediliyor. Ayrıca sürdürülebilir kaynaklar kullanarak maliyetlerini azaltma imkanları da var. Ülkemizde ise sadece kokopit kullanımına bağlı kaldık.Türkiye’de ısıtma, elektrik maliyetleri yüksek olduğu için yapay ışıklandırma , led ile ısıtma vb. metotları kullanabilen tesis sayısı çok az.

Bu tür yenilikçi metotları kullanamamak, üreticiye ve son ürüne nasıl yansıyor ?

Kış Dönemi Antalya’da kışlık üretim, yapılır.Jeotermal üretim olan bölgelerde ise yazlık üretim, yani 11 aylık 12 aylık üretimler yapılır. 12 boyunca üretim yapılır  yapılmak zorunda. Afyon’daki üretim miktarları, 1 dönüme 58 -60 kg civarlarında fakat  Antalya’da 25 -30 kg civarlarında.Eğer siz yapay ışık vb tekniklerle teknolojiyi yükseltebilirseniz, 25-30 kg olan üretim, 40-45 kg’a çıkar , böylece üretici daha çok kazanır ve daha modern yatırımlara yönelerek üretimi geliştirebilir ve iyileştirebilir. Uygulanacak modern yöntemler de elektrik gideri gibi  maliyetleri arttırabiliyor, kısacası fayda-zarar dengesinde sorunlar oluşuyor.Sektörle ilgili gelişme ve ilerleme olabilmesi için, Bakanlık olarak, devlet olarak desteğin olması şart. Ayrıca taban fiyat, tavan uygulaması olmalı. Aradaki alıcılar vb sorunlar üreticiyi olumsuz etkiliyor. Sektör paydaşlarının bir araya gelip bu tür sorunların çözümüne katkıda bulunması gerekir. Birçok ilden katılımcının üyeliği ile kurduğumuz Serabir Derneğimiz var ancak henüz uygulama alanında zayıf kalıyoruz .

 

Türkiyede’ki salkım domates çeşitleri ile ilgili değişmeler ve gelişmelerden bahsedebilir misiniz ?

Topraksız sera başlangıcı 1998-1999 dönemiydi demiştik dolayısıyla sektöre ilk giren çeşitler piyasada hala geçerliliğini koruyor.Bunun sebebinin sadece üretici ve danışmanların alışkanlıkları sebebiyle olduğunu düşünüyorum. Tüketicinin fikrinin sektörü etkilemesi, Türkiye için henüz oturmadı diyebiliriz. Avrupa’da sık sık tadım günleri yapılmakta ve tüketicinin fikirlerine daha fazla başvurulmakta. Salkım domatesteki gelişmelerle ilgili genel bir değerlendirme yapmak istersek 2000 yılına kadar üretilen çeşitler daha generatif çeşitlerdi, yeni nesil çeşitler ise daha vegetatif ve daha güçlü. Üreticiler açısından dezavantajlarından bahsedersek, bu çeşitlerin kontrol altına alınması daha zor. Kalibresini, tepe kalınlığını, salkım sapını baskı altına almak daha detaylı bilgi istiyor.

 

“ Sizce tüketim tercihlerinde özel ürünlere  ( bardak domatesler, Mini San Marzano tipler gibi )   kaymalar var mı?  Yaz Dönemi’nde daha fazla beef tipler tercih edilirdi, kışın ise tekli domatesler. Salkım domates devreye girdikten sonra, Türk halkının da tercihleri değişti. Yaşam tarzlarının değişmesi ile, örneğin restaurantların menülerine çok çeşitli domateslerin girmesi ile, sarı domates, siyah domates vb çeşitler de talep edilmeye başlandı. 

 

Türkiye salkım domatesinde hal komisyon, ihracatçı, ve market etkenlerinin pazara olan etkinliği nelerdir ?

Üretim tercihi belirleme noktasında , hal komisyon, ihracatçıların alışkanlıklarının en büyük rolü oynadığını düşünüyorum. Talebi büyük ölçüde yönlendiren bu grup.“ Tüketici, şu kalibrede, sertlikte ve renkte ürün istiyorum demiyor mu ? “

Tümevarım ve tümden gelim yöntemi uygulayalım.Bir tohum firması çalışanı olarak size soruyorum. Sebze almak için pazara gittiğinde , satıcıdan bir talebin oluyor mu ? Oluyorsa ne yönde oluyor ?“ Elbette oluyor, domates ; kırmızı, yuvarlak ve hafif sert olmalı, anneme de sorduğumda aynı şeyleri söylüyor . ““ Bu talebi pazarcıya söylüyor musunuz ?  “ Almayarak cevap vermiş oluyorum..

Ancak hangi sebeple alınmadığını belirlemek çok zor, pazara gidip tüketiciye direkt sormak lazım. Marketlerdeki çalışmaları pazara taşımak lazım. Satışın çoğunluğu pazarda oluyor. Daha taze , daha iyi, işlenmemiş ürünü pazarda bulabilirsiniz.

Rijk Zwaan salkım domates çeşitleri olan Siranzo, Lidertom ve 72-720 ilgili pozitif ve negatif düşünceleriniz nelerdir ?

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, bu çeşitler çok güzel. Karşılaştırmamız gerekirse, Siranzo’nun kalibresi nispeten daha küçük ancak renk olarak daha koyu. Lidertom’dan çok memnun kaldık, kök ve ağaç yapısı oldukça güçlü, vegetatif bir bitki. Bu yıl srada bir adet bile virüs görmedik bu da çok önemli bir avantaj. Bu sayede çeşitler çok talep gördü. Dezavantajlarına gelirsek, salkım yapıları açık olmaya meyilli. Kontrolün dışına çıktığınızda salkım yapısı bozuluyor. Aslında bunun en büyük sebebi bitkinin yapısının çok güçlü olması. Çok güçlü bitkileri kontrol altına almak daha zor ancak ben gece ve gündüz sıcaklık ayarlamasını yaparak bu sorunu aşabiliyorum. İklimlendirme stratejisini iyi uygulamak bitkiyi kontrol etmeye yardımcı oluyor. Yaz döneminde yaşadığımız deneyimler ve gözlemler sonucunda, kışın çok başarılı olduk. Bahar döneminde de gözlemlere devam edeceğiz. Bu olumsuzluk dışında çeşitlerden çok memnunuz. Kalibre kesinlikle düşmüyor, bu sayede tonaj kaybı olmuyor. Kalibre büyürken, renk farklılaşması da olmuyor.

 

“ Çok teşekkür ediyoruz . “